O mühendis ki tek iddiası Türk insanına hak ettiği kalitede ürün sunmak. Bunu sağlamak için varolanlar yetersiz kaldığından yeni bir seçenek yaratmak adına kendisi üretim yapmaya başlıyor. Sözünü ettiğimiz mühendis Elginkan Topluluğu’nun kurucusu Ekrem Elginkan. Onun çizdiği bu rota sayesinde, yarım asırlık bir süreçte E.C.A. Türkiye’de armatür pazarının lideri ve pek çok yeniliğin öncüsü haline geliyor.
E.C.A. markasıyla Manisa’da üretimini sürdüren VALFSEL Armatür Sanayi, güçlü Ar-Ge takımının çalışmaları sonucunda özellikle son yıllarda gerçekleştirdiği benzersiz ürünleriyle pazarın dinamiklerini belirleyen bir konumda. Ar-Ge takımı 20 yıldır Elginkan Topluluğu’na hizmet veren Ahmet Coşan liderliğinde çalışmalarını yürütüyor. Topluluk içindeki gelişmelerin adeta bir bayrak yarışı gibi elden ele aktarılarak sürdürüldüğünü söyleyen Ahmet Coşan; E.C.A.’nın bugün ulaştığı noktada yıllardan beri süregelen bu bayrak yarışının ve oluşan kurumsal hafızanın büyük önemine işaret ederek sorularımızı yanıtlamaya başlıyor.
VALFSEL’in armatür pazarındaki konumundan söz eder misiniz?
E.C.A. markasıyla pazarda 50 yıldır liderliğimizi sürdürüyoruz. Üstelik pazardaki hakimiyetimiz 50 yılın ortalamasına baktığınızda ciddi oranlara ulaşmış durumda. Bu dikkat çekici bir başarı çünkü İtalya ve Almanya gibi Avrupa ülkelerine baktığınızda pazar lideri olan markaların pazar paylarının yaklaşık 2,5 katı civarında. Bu bir bakıma Türk insanının E.C.A. markasına olan bağlılığının bir göstergesi. Türkiye’de bugün kime sorarsanız sorun, kaliteli bir armatür dediğinizde ilk alacağınız yanıt E.C.A. olacaktır. Kalitesiyle rüştünü geçen 50 yıl içinde fazlasıyla ispatlamış ve zihinlere de bu şekilde yer etmiş bir marka. Pazar lideri olmak sadece adetsel satışla kazanılmış bir mertebe değil. Liderliği destekleyen birtakım başka faktörlerin de olması şart. Bunların en önemlisi ki son yıllara damgasını vurmuş bir kavram olan yenilikçiliktir. Bizler bu bilinçle geçmişten bugüne yeniliklere sürekli öncülük etme vasfını devam ettiriyoruz.
Öncülük ettiğiniz ve pazarı bu anlamda yönlendirdiğiniz yenilikler neler?

Türkiye’de ilk miks dediğimiz tek kumandalı bataryaları 1982 yılında üretmeye başladık. 1988 yılında bir İsveç firmasıyla yaptığımız ortaklaşa çalışma sonunda oradan ithal ettiğimiz termostatik bataryaları Türkiye’de satmaya başladık. Su tasarrufu konseptini kullanan ilk armatür serisi MIX2000’i 1999 yılında ürettik. Hatta bu ürünümüzle TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD’ın 1999 yılında ortaklaşa düzenlediği Türkiye Teknoloji Ödülü Yarışması’nda altı finalistten biri olduk. Ulaşılan nokta bizim için hiçbir zaman son nokta olmadı. Quatro, Astro ve MIX minimal olarak anılan ilk minimalist serileri 2000 yılında üretmeye başladık. Aynı yıl yine minimalist tarzda ama çok farklı bir uygulama olan joystick tarzı armatür gündeme geldi. Rakiplerimizin bugün hâlâ ithal ederek sattıkları fotoselli ürünleri 2002 yılından beri seri olarak üretip satıyoruz. Türk mühendislerinin araştırma becerisi ve zekasıyla gerçekleştirdiğimiz bu ürünler bizim için çok büyük gurur kaynağı. nsan kaynağının önemi burada ortaya çıkıyor.
Ar-Ge takımı üyeleri birbirleriyle yarışıyor sanki… Ne dersiniz?
Çalışmaya başladığım 1985 yılından beri gözlemlediğim kadarıyla bu bir bayrak yarışı. Yenilikçilik vasfımızın en önemli beslenme kaynaklarından biri yılların getirdiği bilgi birikimlerinin yaygın biçimde paylaşılması. Bu özgür paylaşım ortamı özgün tasarımların filizlenmesi için en uygun şartları da içinde barındırıyor. Günümüz iş dünyasının en önemli kavramları arasında yer alan bilgi yönetimi Elginkan Topluluğu içinde doğaçlama olarak yaşatılan bir süreç o halde…
Ekrem Bey’in kurmuş olduğu kurumsal yapı, keyfi uygulamalara yaşama alanı bırakmayan birtakım mekanizmaları da beraberinde getiriyor. Ayrıca 1984 yılından bu yana faaliyet gösteren Elginkan Vakfı Eğitim Merkezi’nde Topluluk çalışanlarımızın farklı konularda eğitim almasını sağlıyoruz. Bilgiyi sürekli yenilemek geriyor, çünkü zaman çok hızlı akıyor ve üniversitede öğrendikleriniz bile kısa bir zaman içinde tarih olabiliyor.
Ar-Ge takımın iki temel sorumluluk alanı var:Yeni çıkacak ürünlerin geliştirilmesi ve varolan ürünlerin kalitesinin artırılması. Sizin bütün bu sorumlulukların dışında kattığınız bir perspektif de olmalı. Nedir o?
Kişisel olarak gelecekte armatür pazarında başta elektronik olmak üzere farklı endüstri dallarının çok yaygın biçimde kullanılacağını düşünüyorum. Zaten bu yüzden Ar-Ge Müdürü olduğum andan itibaren önceliğim teknoloji ağırlıklı ürünler oldu. 2002 yılında fotoselli, termostatik ve zaman ayarlı armatürlerin yani ürün gamımızda su teknolojisi serisi olarak geçen ürünlerin üretimi için çalışmalara başladık. Kısa zamanda da bunları piyasaya sürme başarısını gösterdik. Takip eden yıllarda da farklı tasarımlarla pazardaki yeniliklere öncü olma konumumuzu perçinlemeye devam ettik.
Elektronik, teknoloji kökenli bir alt başlık. Bir de işin tasarım boyutu var. Bu konuda neler söylersiniz?

Bana kalırsa tasarım artık eskisi kadar fark yaratmıyor. Asıl dikkat çekici unsurlar ergonomi, fonksiyonellik ve enerji tasarrufu gibi kavramlar. Bunları da birtakım mühendislik çalışmalarıyla ürünün içine entegre edebiliyorsunuz, tasarımla değil. Kuşkusuz ikisinin bir kombinasyonu olması gerek. Biz estetik ya da kozmetik tasarımı da geliştirmeye ayrı bir önem veriyoruz. Bu amaçla takımdaki arkadaşlarımız yurtiçi ve dışında konuyla ilgili fuarları ziyaret ederek, trendleri gözlüyorlar. Abone olduğumuz sektörel nitelikte yerli ve yabancı dergiler ve web siteleri var. Ne yazık ki henüz Türkiye olarak global düzeyde armatür pazarında trendleri belirleme noktasında değiliz. Bunda dışarıdaki Türkiye algısının da etkisi var elbet. Yapmamız gereken yükselen trendleri daha çıkış noktasında yakalayabilmek ve buna özgü ürünleri erken dönemde geliştirerek piyasaya sürmek. Öte yandan, pazarda söz sahibi olacak, ses getirecek ürünler üreterek Avrupa’da varlığımızı kabul ettirmek istiyoruz.
Ar-Ge’nin ifade edilebilir bir bütçesi var mı?
Her yıl bütçe içinde belli bir kalem ayrılıyor Ar-Ge çalışmalarına ama bu prosedür gereği. Yıl içindeki gelişmelere bakılarak ayrılan bütçenin dışına çıkılabiliyor, herhangi bir sınırlama yok. Zaten en büyük desteğimiz üst yönetimden geliyor. Diyebiliriz ki, Ar-Ge bütçesi firma imkanları dahilinde sonsuzdur.
VALFSEL Ar-Ge takımı kaç kişiden oluşuyor?
On kişiden oluşan bir takımız. İki endüstriyel tasarımcı, beş mühendis ve üç konstrüktör ressam bu takımın üyelerini oluşturuyor. Kimi hizmetleri de dışardan alıyoruz ama daha da önemlisi farklı sektörlerdeki farklı bakış açılarını ve uygulamaları keşfetmek üzere işbirliklerimizi sürdürüyoruz. Biz buna bilginin kaldıraçlandırılması diyoruz. Yani bilgiyi sizin üretmeniz mutlaka gerekmiyor, biz yerdeki bilgiyi ya da fikri kendi uygulamalarınıza adapte ederek de çok büyük faydalar yaratabilirsiniz.
Önümüzdeki döneme ilişkin ne gibi yenilikler söz konusu?
Son üç dört yıllık birikimlerimizi değerlendirerek bu yıl çok iddialı işler yapacağız ve bunlarda da başarılı olacağımıza inanıyorum. Şu aralar yeni geliştirdiğimiz hem estetik hem fonksiyonel açılardan farklı iki ürünümüz var; Topaz ve Zafir. İsimleri seçerken istedik ki hem çok kolay söylensin hem de yazılışlarıyla uluslararası sahalarda zorluk yaratmasın. Şimdi Türkiye ve Avrupa’da bu ürünlerin patentini almaya çalışıyoruz. Avrupa’da düzenlenen çeşitli dizayn yarışmalarına da bu ürünle katıldık. Sonuçlardan umutluyuz.
Ürünlerin en önemli özelliği nedir?
Enerji tasarrufu. Özellikle enerji kaynaklarının hızla tükendiği ve 30-40 yıl içinde petrolün biteceğinin söylendiği bir dönemde böyle bir ürünle fark yaratacağımıza inanıyoruz. Ürünümüz enerji tasarrufunun yanı sıra insan sağlığını korumaya yönelik birtakım unsurlar da içeriyor. Sizi hem sıcak su kullanımından caydırmaya hem de özellikle yaşlı ve özürlülerde sıcak su haşlanmalarından doğabilecek kazaların önüne geçebiliyor. Amerika’da yapılan bir araştırma evdeki kazaların %14’ünün banyoda, banyodaki kazaların %80’inin de sıcak su dolayısıyla yanma ve haşlanmalardan meydana geldiğini ortaya koyuyor. Bir ürün geliştirilirken de bu bilgiler tasarım girdisi olarak kullanılıyor.
VALFSEL ARMATÜR SANAYİ A.Ş.
VALFSEL’in kuruluşuna kaynaklık eden ilk adım E.C.A.’nın kuruluşuyla atılıyor. Ekrem Elginkan 1957 yılında İstanbul Maltepe’de E.C.A. Pres Döküm A.Ş.’yi kurarak ilk musluk ve vana üretimine başlıyor. Üretim miktarının zamanla artması sonucunda uzmanlaşma gereği ortaya çıkıyor ve 1971 yılında önce vana fabrikası bünyeden ayrılarak Manisa’da VALF Sanayii A.Ş. adıyla kurulan fabrikada üretime başlıyor. Yine ihtiyaçların artması üzerinde 1978 yılında İstanbul Samandıra’da VALFSEL Armatür Sanayi adıyla tamamen armatür üretimi yapmak üzere bir şirket kuruluyor. Şirket 1990’ların başında Manisa’ya taşınarak üretimini burada gerçekleştirmeye devam ediyor.
kaynak: Elginkan +1 Dergisi